05 Nisan 2007

Aydınlık Türkiye için ortamımız zengin

Prof.Dr.Metin Sözen, Türkiye'deki doğal, tarihsel ve kültürel mirasın önemine uygun korunması, değerlendirilmesi ve tanıtılması amacıyla yoğun çaba gösteren İTÜ Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi. Başta Safranbolu, Bursa, Kütahya, İstanbul olmak üzere değişik ölçekte yerleşme birimlerinden TBMM'ye bağlı Milli Saraylar'a uzanan çizgide gerçekleştirdiği, kamu- yerel-sivil-özel birlikteliğine dayalı, kalıcı ürünleri bulunuyor. TBMM Başkanlığı Kültür ve Sanat Danışmanı, Bilim ve Değerlendirme Kurulu Başkanı olarak 1984 yılından bugüne, Dolmabahçe, Beylerbeyi, Yıldız saraylarında, Aynalıkavak, Küçüksu, Ihlamur, Maslak kasırlarında ve Yalova Atatürk köşklerinde bilimsel çalışmaları yönetti. Bu çalışmalarıyla, başta TBMM Başkanlığı ''Üstün Hizmet Ödülü'' ve ''Ağa Han Mimarlık Ödülü'' olmak üzere ulusal ve uluslararası çeşitli ödüller aldı.

ÇEKÜL/Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı'nın kurucusu ve başkanı. 2000 yılında kurulan Türkiye Tarihi Kentler Birliği'nin çalışmalarının hızla gelişmesine katkı sağlıyor. Çeşitli dillerde yayımlanmış eserleri bulunuyor.

- 1975'teki o toplu hareket nasıl oluştu?

Sözen - O yıl Avrupa Konseyi, ''Geçmişimize Bir Gelecek'' sloganıyla bir dizi etkinliği başlattı. Bizler bunu Safranbolu'ya, sonra öbür kentlere aktardık. Avrupa'dan Türkiye'ye değişik nedenlerle eleştirilerin yöneldiği bir dönemde, UNESCO Safranbolu'yu ''Dünya Mirası'' listesine aldı.

Şu anda, ''Kendini Koruyan Kentler'' projesi kapsamında Türkiye'nin her bölgesinde çalışılıyor. Bir de ''kent- havza-bölge-ülke ölçeğinde koruma'' dediğimiz başlığa simge yedi kent seçildi. Bunlar Doğu Anadolu'da eski adıyla Eğin olan ''Kemaliye'' , Güneydoğu Anadolu'da ''Midyat'' , Orta Anadolu'da ''Talas'' , Kuzey Anadolu'da ''Kastamonu'' , Güneybatı Anadolu'da ''Akseki'' , Batı Anadolu'da ''Birgi'' ve Marmara Bölgesi'nde ''Mudanya'' .

''7 Bölge 7 Kent'' başlıklı bu projeyle sadece kentsel dokuların korunması amaçlanmıyor, geleneksel sanatların, tüm değerlerin birlikte korunması ve geliştirilmesi de çok önemli. Bölgede yerleşmeler arasında deneyim alışverişi de önemli. Örneğin ahşap taş ustalarına ihtiyaç duyuldu. Anadolu'da deneyimli ahşap taş ustaları bulundu. Yanlarına gençler verildi ve ahşabın-taşın unutulmamasının yolları arandı...

Tüm bu tür etkinliklerin içinde tasarlanacağı yapılar da geliştiriliyor. Kentlerde bir geleneksel konut ''Çevre Kültür Evi'' olarak onarılıp işlevlendiriliyor. Akseki, Birgi, Divriği, Yalvaç, Kuşadası, Kemaliye'de olduğu gibi, üniversiteler ve Mimarlar Odası ile ''Yaz Okulları'' açarak, gençlerle kentler arasında köprü kurmayı, bilgi birikimlerini birbirlerine aktarmayı sağlamaya çalışıyoruz. Bu tür birikimlere dayalı olarak farklı bir tanıtıma da ortam hazırlanıyor. Sayısı giderek artan kent belgeselleri, merkezde ve yerelde oluşturulan yazılı ve görsel arşivler, korumayı anlatan broşür ve kitapçıklar, çevre ve kültür ağırlıklı yayınlar, Sanatsal Mozaik ÇEKÜL dergisiyle, bizleri var eden değerlerin yaygınlaşmasına öncelik tanınıyor. Tüm bilgi ve belgeye dayalı ilişkiler ise, ''ANAR/Anadolu Araştırmaları ve Uygulamaları Merkezi'' yoluyla sağlanıyor.

Herkes katılıyor
- Bir de ''Yeşilırmak Yeşildi, Yeşil Kalacak'' projesi var. Bize bununla ilgili bilgi verir misiniz?

Sözen - ''Yeşilirmak Havza Gelişim Projesi'' , başta Amasya olmak üzere Çorum, Samsun, Tokat, Yozgat illerini içine alan, devletin başlattığı, valilerin yürüttüğü önemli bir proje. Bugünlerde yeni bir ivme kazanıyor. Yeşilirmak, bereket ve kültür suyu. Öbür sularımız Fırat gibi, Dicle gibi uygarlık suyu. İnsanoğlunun tarıma geçerken topraklarını suladığı sular... Anadolu uygarlıklar tarihinin yazıldığı coğrafyaları sulayan sular... Bu nedenle, bu topraklardaki büyüklüğü, yeni yöntemler, yeni teknolojilerle, yeni birikimlerle, yeni beraberliklerle yakalamak, tekrar yaratmak önemli. Güneybatı Anadolu'da ''Akseki-İbradı Havzası'' nda, Batı Anadolu'da ''Küçük Menderes Havzası'' nda benzer çalışmalar içindeyiz. Bu çalışmalara her kesimden insan katılıyor, hareket büyüyor. Diğer bir çıkış noktası Yeşilırmak. Ben bir açıklama yapmayayım; siz gözlerinizle gördünüz. Bölge insanı, hareketi nasıl büyütebileceğinin arayışı içinde. Bütün diri güçler ortak çaba içinde. Yeşilırmak'ın küçük bir bölümü de doğal-kültürel kimliğin güçlendirilmesi açısından pilot bölge seçildi.

- Bu hangi bölge?
Sözen - Tokat'ın Niksar, Erbaa, Reşadiye bölümünde çalışmalar yoğunlaştırılıyor. Bu projede, valiliğin tüm birimleri, belediyeler, sivil toplum örgütleri birlikte hareket ediyorlar. Onlarla beraber olduğunuz sürede birini öbüründen ayırabildiniz mi? 31 Ağustos günü hepsi İstanbul'daydı. Galatasaray'dan Taksim'e yürüyerek, Yeşilırmak Havzası'nın bütünlüğünü ve zenginliğini vurguladılar. İstanbul'un kültürel yaşamına farklı bir boyut kazandırdılar. Şimdi ''Kelkit Havzası Platformu'' nu oluşturuyorlar. Dileriz, Yeşilırmak'ın suyu Karadeniz'e niteliğini yitirmeden aksın, Yeşilırmak'ın yeşili, yeşil kalsın... Çünkü yarın, yeşil bir başka renge dönüşebilir, kirlenebilir. Su kirlenince hava da kirlenir. İnsanlar da büyüyen sorunların içinde zorlanır ve orada yaşayan insanlarin o topraklardan beklentileri ve umutları azalır. Oysa, herkesin kendiliğinden olayın içinde olmaya, bilinçle bir araya gelmeye başladığını görüyoruz... Tarihi Kentler Birliği'nin ''Tokat Buluşması'' ndaki tartışmalarda ortaya çıkan düşüncelerin ve çözüm önerilerinin, artık adım adım yaşama geçmeye başladığını görüyoruz... ''Doğa ve kültürle varız'' diyen kurum-kuruluş-kişilerin hep birlikte kendilerini kanıtlamaya başladıklarını görüyoruz...
Cumhuriyet

Hiç yorum yok: